Uludağ; Anadolu’ da Olympos adıyla
anılan 6 kutsal dağın en görkemlisi. Kuzeybatı Anadolu’nun 2543
metreye ulaşan zirvesiyle en yüksek kütlesi olan Uludağ, Uluabat
Gölü’nün doğusunda, Gemlik Körfezi’nin güneyinde yer alır ve kuzeybatı-güneydoğu
doğrultusunda uzanır. Dağın uzunluğu 40 km., genişliği ise 20
km. kadardır. Batı ve güneyden Nilüfer çayı, kuzey ve doğudan
Bursa ve İnegöl ovaları ile sınırlıdır.

Buzul gölleri üzerinde tüm görkemiyle yükselen 2543 metrelik zirvesi,
birinci zamanda oluşan eski bir kütle olup, mermerleşmiş kireçtaşından
oluşur. Altında ise granit kayalar yer alıyor. Açık havalarda
çok uzaklardan fark edilen görkemli görünüşüyle Uludağ, Marmara
Bölgesi’nin tarihsel ve turistik değerleri bakımından en ilgi
çekici yöreleri arasındadır ve zengin bir floraya sahiptir. Uludağ’daki
pınar kaynaklarından yıllık olarak alınan yaklaşık 12.7 milyon
m3 su, Bursa’nın içme suyu ihtiyacının % 20’ sini karşılamaktadır.

Antik Çağ’ da Olympos adıyla bilinen,
daha sonra diğerlerinden ayırt edilebilmesi amacıyla “OLYMPOS
MYSIOS” diye adlandırılan bu dağ, tarihsel süreçte çeşitli dönemlerde
değişik adlarla da tanınmıştır. Örneğin Mısırlılar MİSMOS demişler,
Romalılar da kimi zaman COLOYERS adını uygun görmüşlerdir. Osmanlıların
bölgeyi ele geçirmesinden sonra, bu dağdaki manastır ve dolayısıyla
keşiş ve rahip çokluğu nedeniyle Uludağ'a "Keşiş Dağı" veya “Ruhban
Dağı" adı verilmiştir. Bursa’nın 1326 yılında fethine kadar dağlarda
keşişler yaşarken, bu tarihten sonra dervişler tarafından bir
inziva köşesi olarak tercih edilmiştir.

Olympos Mysios veya Keşiş dağı, 1925
yılında “Bursa Vilayeti Coğrafya Cemiyetinin” girişimleri ve Dr.
Osman Şevki’ nin önerisi ile Uludağ adını almıştır. Dağa bu adın
verilmesini sağlayan Dr. Osman Şevki bey’ de bu tarihten sonra
soyadı kanununun çıkmasıyla Uludağ soyadını almıştır. İstanbul
veya Ankara yönünden Bursa’ ya gelişte tüm heybeti ile görünen
ve şehrin sırtını yasladığı kütle aslında Uludağ’ ın görünen yüzü,
kış turizmi ise bilinen yönü.
Çeşitli tarihlerde Bursa’ ya gelen
yerli yabancı tüm seyyahlar Uludağ’ ı bir şekilde anlatmışlar.
Evliya Çelebi ab-ı hayata benzer dediği 1060 adet pınardan, Türk’
lerin baharın müjdecisi saydıkları erguvan ağaçlarından bahseder.
Pınarbaşı’ ndan çıkıp Zirve tepeye yaptığı geziyi, kar içinde
yaşayan zülal kurdunu anlatır. Katip Çelebi, Pınarbaşı semtinden
Emir Sultan’ ın kerameti ile çıkardığı Ayn-ı asa adındaki şifalı
sudan bahseder.